Tasarımla Itibar Kazanan Pazar Fileleri / AKŞAM

115

Naylon poşetin alternatifi olarak kullanımı çoğu yerde teşvik edilen pazar fileleri için bu kez bir tasarım yarışması düzenlendi.

Tasarımla itibar kazanan pazar fileleri / AKŞAM
Marmara Üniversitesi öğrencilerinin tasarladığı pazar fileleri ve şişe kılıfları arasında birinci gelen Samatya’da kullanılacak.
Alışverişlerde naylon poşet kullanımı Türkiye’nin pek çok yerinde kısıtlanıyor. Her yıl milyonlarcası doğayı geri dönüşsüz biçimde kirlettiği için bu naylonlar yerine, 1980’lere kadar yaygın biçimde kullanılan kağıt torbaların ve Pazar filelerinin kullanımı teşvik ediliyor. Bunun için örneğin geçen yıl Trabzon’da yapılan, en büyük Pazar filesini örerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girme denemesi gibi etkinlikler de düzenleniyor.

Bu kez söz konusu olan bir pazar filesi ve şişe kılıfı tasarlama yarışması. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Bölümü öğrencileri arasında açılan yarışmaya, bölümdeki 125 öğrenciden 35’i katılmış. Finale kalan 10 tasarım arasından kazanan, 1 Temmuz’da Samatya’da açıklanacak. Yarışma vesilesiyle aynı akşam Samatya Meydanı’nın kenarındaki meyhaneler masalarını meydana taşıyacak ve Leman Sam konseri düzenlenecek. Aslında yarışmanın Samatya ile doğrudan bir bağlantısı var. Geçen yıldan itibaren Samatya’da güzelleştirmeyle ilgili projelere başlayan Turizm Araştırmaları Derneği (TURAD), bu kez böyle bir projeyle hem filenin kullanımını teşvik etmek, hem de semtin ekonomisine katkı vermek istiyor. Yarışmayı kazan file ve şişe kılıfı tasarımı, burada yaşayan kadınlar tarafından üretilip esnafın kullanımına sunulacak.

 

FİLELERDE SAMATYA RUHU

Birinciyi belirleyecek jüride moda tasarımcıları Simay Bülbül ile Özgür Mansur, moda dergisi Vogue’un editörü Barış Çakmakçı ve Hürriyet gazetesinin moda editörü Sibel Arna bulunuyor. Tasarım aşaması altı hafta süren yarışmaya katılım için iki temel kriter vardı; tasarımların özgünlüğüyle birlikte günlük yaşamda kullanılabilir olması ve Samatya semtinden ilham alması. Dolayısıyla finale kalan 10 file de bu özelliklere sahip.

Burada tasarımcılara ilham veren Samatya’nın sıradan bir semt olmadığını söyleyelim. Tarihi anlatılara göre geçmişi İstanbul’un Konstantinopolis adıyla kuruluşundan daha öncesine uzanan Samatya’ya, vaktiyle batının doğuya açılan kapısı olarak bakılırmış. O günlere ait, en önemli yol üzerinde bulunan Altın Kapı’nın bugün semtle deniz arasında geçen tren raylarının altında kaldığı tahmin ediliyor. İstanbul’un Osmanlı tarafından keşfinin ardından bu küçük balıkçı kasabası, Anadolu’nun farklı yerlerinden getirilen Rum ve Ermeni tebaa ile doldurulunca hayli genişlemiş ve civardaki Müslüman mahallelerle iç içe geçmiş. İki üç katlı ahşap evlerde yaşayan Samatya halkının, bu üç kültürden süzdüğü ortak dilin izlerine bugün bile rastlamak mümkün. Semtte canlı bir yaşamın sürmesinin en büyük nedeni kuşkusuz deniz. Yaz aylarını denizde kayık sefasıyla geçiren ahali, gecelerini balık eşliğinde demlenerek noktalarmış. Vaktiyle İstanbul çapında nam salmış pek çok usta balıkçı buralıymış. Sokaklarda satılan külahları kuruyemiş değil karides doldururmuş… Tasarımlara bir de böyle bir maziyi göz önünde bulundurarak bakın.